Genel Bilgiler

Estetik diş hekimliği; yüzde ve gülüşte ahengi sağlayan ayrıntıları inceler ve "dişler doğal olarak başka ne türlü olabilirdi" sorusunu yanıtlamaya çalışır. Doğru uygulandığında, konuşurken göz teması kurulmasına engel olmayan, ifadeyi tamamlayan hoş bir görüntü ortaya çıkar. Dişlerin rengi, şeffaflığı, yüzeyi, formu, boyutları, açıları, birbirleriyle ilişkileri, oranları, diş eti seviyeleri ve gülüş hattı gibi birçok faktör gözetilir; tüm tedaviler bu kriterlere göre uygulanır.

Estetik diş hekimliği ayrı bir branş olmadığı halde, bütün tedaviler estetik bölgede farklı biçimde ele alınır; çünkü bu bölgede beklentimiz farklıdır. Estetik bölgede cerrahi prosedürler (implantoloji, diş eti çekilmeleri vb.) pembe estetiği gözetecek şekilde planlanır. Arka dişe yapılan dolgunun rengi gerçek renge benziyorsa yeterliyken, ön bölgede rengin tam tutmasının yanı sıra şeffaflığın ve yüzey dalgasının da aynı olması beklenir.

Estetik bölgede yapılan, yani gülüşü ilgilendiren bütün tedaviler estetik diş hekimliğinin alanına girer ve bu tedavilerin kusursuz yapılmasını gerektirir. Estetik tedaviler görsel kusurların giderilmesi için yapılabilir. Kaza ya da hastalık nedeniyle yapılacak tedaviler de estetik bölgede özel olarak ele alınır.

Diş aralıklarının nedeni burada önemlidir. Eğer ortadaki iki dişin arası açıksa ve bu dudak bağına (frenulum) bağlıysa, ortodontik tedavi ve ardından tekrar açılmaması için frenulum cerrahisi uygundur. Dişler kaviste daha küçük olduğu için aralıklı duruyorsa laminate veneerler idealdir. Eğer dişler diş eti hastalığı nedeniyle sonradan aralandıysa, önce diş eti tedavisi yapılmalı; ardından aralık kapatmak için ortodonti ya da dişlerin birbirine bağlanabileceği estetik kuronlar düşünülebilir.

Çoğu zaman implant tedavisi en iyi seçenek olur. Bununla beraber, kayıp dişin komşuluğundaki dişlerin zaten kaplanması gerekiyorsa köprü ideal bir tedavi olabilir. Eğer hastanın sistemik nedenlerden dolayı (ya da herhangi bir nedenle) ameliyat olması uygun değilse, hareketli protez dahi bir tedavi seçeneği olabilir.

Hayır. İşlem sırasında hiç ağrınız olmaz; işlem günü ağrı başlamadan kullanacağınız ağrı kesici, gününüzü rahat geçirmeniz için yeterli olur. Birçok hastamız ertesi gün ağrı kesici kullanmıyor.

Birçok hastamız implant cerrahisinin ertesi günü ağrı kesici kullanma gereği görmüyor. Zorlayıcı olabilen kısım, üst yapının hemen yapılamaması nedeniyle birkaç ay geçici dişle ya da dişsiz olunması ve birkaç ay sonra tekrar ziyaretin gerekli hale gelmesidir.

Hareketli protezler, doku desteği azalmış, yanakları çökmüş ileri yaşlı hastalarımızın dokularını içeriden destekleyerek yüksek moral verir. Fakat bu protezlerle çiğneme kalitesi düşüktür. Bu nedenle hareketli protez yapacaksak, implant tedavisiyle destekleyerek protezin hareketini sınırlandırırız. Böylece hem fonksiyon hem estetiği ideal bir kombinasyonla sağlarız.

İmplant

İlk önerimiz, dünyanın belli başlı implant firmalarından birinin ürettiği ve bilimsel çalışmalarda kullanılan bir seçenek olur. Ancak tek bir marka her vaka için en iyi seçenek değildir. İmplant seçimini, vakanıza göre diş hekiminiz yapmalıdır.

İmplant ile dayanak arasında mikro hareket ve bakteri sızıntısı olmaması istenir; bu uyum en önemli faktörlerden biridir. Ayrıca kemik hacminin az olduğu durumlarda, güçlü bir markanın dar çaplı implantı bile yük taşıyan bölgelerde güvenle kullanılabilir ve ileri cerrahi gerektirmeyebilir. Firmanın güçlü olması, uzun vadede implant ve parçalarının üretiminin devam etmesini de güvence altına alır.

İmplant dişsizliğin tedavisinde kullanılan bir malzeme ve diğer tedavilerde olduğu gibi malzemenin hem kalitesi hem de nasıl uygulandığı önemli. Çok özel bir kumaşı acemi bir terziye, çok özel ahşabı beceriksiz bir marangoza teslim etseniz ne olur? Bedeninizi, ağız sağlığınızı iyi bir diş hekimine emanet etmeniz ve onun tercihlerini dinlemeniz daha uygun olur. İmplantın üzerine yapılacak olan porselenin de çeşitli üretici firmaları var ve iyi malzemeler kullanan bir diş hekimi iyi porselen kullanıyor ve iyi teknisyenlerle işbirliği içinde oluyor. İmplant tedavisi alacak insanların ihtiyacı olan, öncelikle, bilgi, ilgi ve becerisine güveneceği bir diş hekimi.

İşlem sırasında hiç ağrı hissedilmez.

Uyuşukluk geçmeden ve ağrı başlamadan alacağınız ağrı kesici sayesinde işlem sonrası rahat edersiniz. Birçok hastamız ertesi gün ağrı kesiciye bile ihtiyaç duymaz.

Koşullar uygunsa geçici bir diş aynı gün uygulanabilir; bu özellikle ön dişlerde önemlidir. Ancak kalıcı diş, implant çene kemiğiyle iyice kaynaşana kadar yapılmaz.

Geçici dişler kuvvet binmeyecek şekilde yapılır ve implanta çok sıkı vidalanmaz. Kalıcı dişler ise kaynaşma tamamlandıktan sonra istenen form ve boyutta hazırlanır, implanta çok daha sıkı biçimde vidalanır.

Evet, çoğu zaman tercih edilir. Çünkü çekim yarası iyileşirken implant da birlikte iyileşir, ikinci bir cerrahi gerekmez. Ancak çekilen dişten kalan boşluğun durumuna göre bu her zaman mümkün olmayabilir.

Genel olarak 3 ay yeterlidir; bazı özel durumlarda 6–8 ay beklenebilir. Bu sürede implant öncesi durumunuzla ya da geçici dişlerle normal hayatınıza devam edersiniz.

Titanyum doku dostu bir malzemedir ve kemik hücreleri implant yüzeyini sağlıklı biçimde çevreler. İmplant kayıpları çoğunlukla enfeksiyona ya da implanta binen kuvvetlerin yanlış hesaplanmasına bağlıdır. Dokunun implantı kabul etmediği durumlar çok nadirdir; böyle bir durumda farklı tedavi seçenekleri değerlendirilir.

All on 4, dört implant üzerine tüm çenenin dişlerinin yüklenebildiği sabit dişli implant prosedürüdür. Arkadaki iki implant açılı yerleştirilir. Protezde en arkadaki azı dişleri konulmaz. Üzerine hemen geçici diş yapmak mümkündür. Alt çenede daha sık uygulanır.

All on 5, arkadaki iki implantın açılı olduğu beş implant üzerine, tek parça protez ile bir çenenin dişlerinin sabit protezle yapılabildiği implant prosedürüdür. Diş sayısını azaltma gereği olabilir; bununla etkin çiğneme sağlanabilir.

All on 6, altı implantın üzerine bir tam çenenin sabit protezinin yüklenebildiği implant prosedürüdür. İmplantlar yapıldıktan hemen sonra üzerlerine geçici diş yapmak mümkündür.

Diş Beyazlatma

Hayır, iyi bir uygulamadan sonra her sene gerekmez. Hastalarımız, kullanıma bağlı olarak en az 2, bazen 4 yıl tekrar beyazlatmaya ihtiyaç duymaz.

Sarı renkli dişler beyazlatmaya daha iyi yanıt verir. Rengi gri olan dişler ise aynı şekilde yanıt vermeyebilir.

Doğru uygulandığında tamamen zararsızdır. Dişin yapısında kalıcı bir değişiklik olmaz. Yaklaşık 3 hafta boyunca minede geçici bir farklılık olur ve bu süre sonunda normale döner. Bu dönemde beslenmeye dikkat etmek ve hekimin önerdiği diyete uymak önemlidir.

Ofis tipi beyazlatma hızlı, kontrollü ve güvenlidir; hemen herkese uygulanabilir. Ev tipi beyazlatmada beyazlık daha uzun sürer ancak herkese uygulanamaz. Çoğu hasta için ideal olan, önce ofis tipi beyazlatma yapmak, uygun görülürse kısa süreli ev tipi yöntemle desteklemektir.

Gülüş Tasarımı

Gülüş sırasındaki alt dudak hattı en önemli kriterlerden biridir. Bir diğer önemli faktör renktir; rengin açık olması güzel görünse de göz temasını engelleyecek kadar beyazlık estetik görüntüyü bozar. Dişlerin açıları, orta hatları, birbirleriyle oranları, boyutları ve formları da önemlidir; boyut ve form yüzle uyumlu olmalıdır. Küçük dişleri daha iri ya da kare dişleri daha oval göstermek için optik illüzyondan yararlanılır.

Dişlerin şeffaflıkları ve yüzeyleri önemlidir. Yüzeydeki ince dalgalanmalar doğal dişleri taklit edebilmelidir; yüzeyi dümdüz olan dişler daha yaşlı bir görünüm verir. Ayrıca işlemlerin diş ve diş eti ile uyumu, adeta kök yüzeyinden diş minesine geçer gibi katmansız olmalıdır. Böylece mikro düzeyde hijyen desteklenir ve diş etleri sıkı, açık pembe ve sağlıklı kalır.

Laminate Veneer

Maalesef herkese uygulanamaz. Güvenle uygulanabilmesi için yeterli diş minesi olmalıdır. Dişlerde mine kaybı varsa, yüzeyin en az yarısında sağlam mine bulunması şarttır.

Bunlar aslında doğal diş minesini korumak için de dikkat edilmesi gereken şeylerdir. Diş sıkanların bruksizm plağı kullanması şarttır. Ayrıca kabuklu yemişlerin kabuklarını, iğne gibi sert malzemeleri dişlerinizle tutup kırmamanız gerekir. Bu davranışlar doğal diş minesini de aşındırabilir; laminate veneerler bu konuda doğal dişlere göre daha hassastır.

Estetik müdahaleler arasında en zararsız, en az işlemle uygulanan tedaviler bunlardır. Bazı durumlarda dişlerde hiç aşındırma yapılmaz.

Bu tamamen elde edilmek istenen sonuca bağlıdır. Örneğin dışarı doğru çıkarmak istediğimiz bir dişe laminate veneer yapacaksak dişi hiç kesmeyebiliriz. Bitimde istediğimiz pozisyon ve forma göre, kullanacağımız malzemeye yer açacak şekilde kesim yaparız.

Laminate veneer için dişin yalnızca ön yüzeyi kaplanır ve bunun için dişin kesilmesi gerekmez ya da sadece ön yüzeyden 0.3 milimetre kadar kesilmesi yeterli olur. Oysa diş kaplaması dişi çepeçevre sarar; bunun için malzemeye, sert altyapılara ve daha estetik katmanlara yer açmak gerekir. Bu yüzden dişin çepeçevre kesilmesi gerekir.

Estetik Kaplama (Kuron/Köprü)

Hayır. Seramik yapıştırılmadan önce çeşitli işlemlerle mikro sızıntı engellenir; kesik kısım yapılan kuronla tamamlanır. Diş, üzerine yapılan kuronla bir bütün olup tüm fonksiyonunu yerine getirmeye devam eder ve uzun yıllar boyunca kullanılır.

Bu tamamen elde edilmek istenen sonuca bağlıdır. Bitimde istediğimiz pozisyon ve form neyse ona göre, kullanacağımız malzemeye yer açacak şekilde kesim yaparız.

Dişsiz bölgeye komşu diş ya da implantlardan destek alarak, o bölgeye diş eklenmesidir.

Diş kaplaması dişi çepeçevre sararken, onlay dişin çiğneme yüzeyini örter ve dişin içini de bir dolgu olarak doldurur.

Pembe Estetik (Diş Eti Estetiği)

Bu durum, diş etlerinin dişleri fazla örtmesinden kaynaklanıyor olabilir. Dişler küçük ya da kısa görünüyorsa diş eti seviyeleri yükseltilerek daha olgun ve tamamlayıcı bir görünüm yakalanabilir. Eğer diş etleriniz dişlerinizden çok daha fazla görünüyorsa, tedaviyi botoksla desteklemek daha iyi olabilir.

Ağız içinde uygun bölgelerden, çoğunlukla damaktan doku alıp, çekilmenin olduğu bölgelere greft uygulayabiliyoruz. Böylece diş eti çekilmeleriniz tedavi edilir ve eski ideal gülüşünüze dönebilirsiniz.

Periodontoloji (Diş Eti Sağlığı)

Bu soru, "mutfağımı bir kez temizlersem hep temizlemem mi gerekir?" sorusuna benzer. Yani diş taşı biriktirilmemeli; oluştuğunda mutlaka diş hekimi tarafından temizlenmelidir.

Büyük ölçüde engellenebilir ya da en azından oluşması en aza indirilebilir. Diş taşının oluşması için ağızda temizlenememiş bakteri plağının bir süre orada kalması gerekir. Dolayısıyla iyi bir ağız hijyeni, diş taşı oluşumunu büyük oranda geciktirir.

Temizlenemeyen olgun plak (fırçalarken hep aynı yer atlandığında) yaklaşık 3 gün içinde yapısı değişerek diş eti hastalıklarına ve çürüklere zemin hazırlar; 5 gün içinde ise fırçayla kaldırılamayacak şekilde sertleşmeye başlar. Sağlıklı olan, sık sık temizliğe gelmek yerine günlük ağız bakımına özen göstererek diş taşı temizliği ihtiyacını seyreltmektir.

Zararlı olan diş taşının kendisidir; bu nedenle diş taşları oluştuğunda mutlaka temizlenmelidir.

Diş taşı, diş etlerinin kızarık ve kabarık olduğu, gingivitis denilen diş eti hastalığına sebep olur. Kanamamak için diş etlerine dokunmadan fırçalamak durumu kısır döngüye sokar. Hastalık ilerledikçe dişleri çevreleyen kemikler enfekte bölgeden uzaklaşarak erimeye başlar; periodontitis gelişir. Bu durum dişlerin destek dokularını kaybederek aralanmasına, daha ileri aşamada ise sallanıp dökülmesine sebep olur.

Bazı durumlarda hassasiyet olabilir. Böyle durumlarda basit bir anestezi ile işlem konforlu hale gelir.

Ortodonti

Ortodontik tedavi sadece dişleri düzeltmek için değil, ağız sağlığını korumak için de uygulanır. Çapraşık veya yanlış konumlanmış dişler estetik kaygılara neden olmanın yanı sıra çiğneme ve konuşmayı olumsuz etkileyebilir. Besinlerin yeterince çiğnenememesi zamanla sindirim sorunlarına, yanlış kapanış ise çene eklemi ve çiğneme kaslarında ağrıya yol açabilir. Ayrıca çapraşık dişlerin temizlenmesi daha zordur. Bu da ara yüz çürükleri ve diş eti hastalıklarının oluşma riskini artırabilir. Ortodontik tedavi, hem sağlıklı bir ağız yapısı hem de estetik bir gülüş elde etmeye yardımcı olur.

İlk ortodontik muayene için önerilen dönem, daimi dişlerin sürmeye başladığı 6–7 yaş aralığıdır. Bu muayenede çene gelişimi, dişlerin sürme yönü ve kapanış ilişkisi değerlendirilir. Her çocuğun bu yaşta tedaviye başlaması gerekmez; çoğu hasta belirli aralıklarla takip edilir ve en uygun zamanda tedavi planlanır. Ancak iskeletsel veya fonksiyonel bir problem tespit edilirse tedaviye daha erken başlanabilir. Özellikle çene gelişimini ilgilendiren problemlerde ergenlik dönemi, tedavi için önemli bir fırsattır. Bu dönemde müdahale edilmeyen bazı iskeletsel bozukluklar, ilerleyen yaşlarda yalnızca cerrahi yöntemlerle düzeltilebilir.

Ortodontik tedavi için yaş tek başına bir engel değildir. Sağlıklı diş ve diş eti dokularına sahip olduğunuz sürece yetişkin yaşta da diş teli veya şeffaf plak tedavisi uygulanabilir. Çene gelişimini ilgilendiren bazı problemler ise çocukluk ve ergenlik döneminde tedavi edildiğinde daha başarılı sonuçlar alınabilir. Bu dönemde müdahale edilemeyen ileri düzey çene bozukluklarının düzeltilmesi, yetişkinlikte ortodontik tedaviye ek olarak çene cerrahisi gerektirebilir. Buna karşılık dişlerdeki çapraşıklık, aralıklar ve kapanış bozuklukları yaş fark etmeksizin ortodontik tedavi ile başarıyla düzeltilebilir. Bu nedenle ortodontik tedavi için "geç kaldım" düşüncesi çoğu zaman doğru değildir.

İlk muayenede öncelikle ağız içi muayeneniz yapılır ve dişlerinizin kapanışı değerlendirilir. Tedavinizi planlayabilmek için ağız içi ve yüz fotoğraflarınız ile gerekli röntgenler alınır. Muayene sırasında ağız hijyeniniz de değerlendirilir. Eğer tedaviye başlamadan önce yapılması gereken çürük tedavileri veya diş taşı temizliği gibi işlemler varsa bunlar hakkında bilgi verilir. Tüm değerlendirmelerin ardından size ortodontik probleminiz, uygulanabilecek tedavi seçenekleri, tahmini tedavi süresi ve tedavi sürecinde dikkat edilmesi gerekenler hakkında genel bilgilendirme yapılır. Böylece tedaviye başlamadan önce tüm sorularınızı rahatlıkla sorabilirsiniz.

Ortodontik tedavi süresi kişiden kişiye değişir. Tedavinin süresi; yaş, diş ve çenelerdeki problemin şiddeti, çeneler arasındaki ilişki ve uygulanacak tedavi yöntemine göre belirlenir. Tedavinin planlandığı şekilde ilerleyebilmesi için ağız hijyeninin iyi olması, randevuların düzenli takip edilmesi ve verilen aparey veya elastiklerin önerildiği şekilde kullanılması da büyük önem taşır. Çocuklarda bazı ortodontik problemler iki aşamalı tedavi gerektirebilir. Bu durumda toplam tedavi süresi daha uzun olsa da, tedavi büyüme ve gelişim dönemine uygun şekilde planlandığı için daha başarılı ve kalıcı sonuçlar elde edilebilir.

Ortodontik tedavide diş çekimi her hasta için gerekli değildir. Çekim kararı; dişlerdeki çapraşıklığın miktarı, çenelerin birbiriyle olan ilişkisi, yüz profili, dişlerin konumu ve tedaviden beklenen sonuca göre kişiye özel olarak değerlendirilir. Bazı hastalarda yeterli alan oluşturabilmek veya dişleri ideal konumlarına getirebilmek için diş çekimi en doğru tedavi seçeneği olabilir. Bazı hastalarda ise çekime ihtiyaç duyulmadan farklı ortodontik yöntemlerle tedavi planlanabilir. Bu nedenle diş çekimi kararı, muayene ve gerekli kayıtların değerlendirilmesinden sonra, sizin için en sağlıklı ve en estetik sonucu sağlayacak tedavi planı doğrultusunda verilir.

Tel tedavisi sırasında ağız bakımı Diş telleri ve braketler, diş yüzeylerinde plak birikimini kolaylaştırdığı için dişlerin daha sık ve daha dikkatli fırçalanması önemlidir. Özellikle braketlerin etrafı ve diş eti kenarları özenle temizlenmelidir. Tel tedavisi diş aralarının temizliği arayüz fırçaları ile yapılmalıdır. Bu bölgelerin düzenli temizlenmesi, ara yüz çürükleri ve diş eti problemlerinin önlenmesinde büyük önem taşır. Şeffaf plak tedavisi sırasında ağız bakımı Şeffaf plak tedavisinde ağız bakım rutini genel olarak normal şekilde devam eder. Dişler düzenli olarak fırçalanmalı ve arayüz temizliği ihmal edilmemelidir. Plaklar yemek sırasında çıkarıldığı için, her yemek sonrası plaklar tekrar takılmadan önce dişlerin mutlaka temizlenmesi gerekir. Bu, hem diş sağlığının korunması hem de plakların hijyenik şekilde kullanılabilmesi açısından önemlidir. İyi bir ağız hijyeni, tedavinin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar ve tedavi sonunda dişlerin hem düzgün hem de sağlıklı görünmesine yardımcı olur.

Kontrol randevularının sıklığı, uygulanan tedavi yöntemine ve tedavinin seyrine göre değişebilir. Diş teli tedavisinde diş hareketlerinin düzenli takip edilebilmesi ve gerekli ayarlamaların yapılabilmesi için kontroller genellikle 4–6 haftada bir planlanır. Şeffaf plak tedavisinde ise, tedavi planlandığı şekilde ilerlediği sürece kontrol aralıkları daha uzun olabilir. Sık takip gerektiren özel bir durum yoksa kontroller yaklaşık 2–3 ayda bir yapılabilir. Bu durum özellikle şehir dışından veya yurt dışından gelen hastalar için kolaylık sağlayabilmektedir. Her hastanın tedavi planı farklı olduğu için kontrol aralıkları hekiminiz tarafından size özel olarak belirlenir.

Evet. Hamilelik, ortodontik tedavi için tek başına bir engel değildir. Daha önceden başlamış bir diş teli veya şeffaf plak tedavisine, gerekli kontroller yapılarak güvenle devam edilebilir. Hamilelik döneminde hormonlara bağlı olarak diş etlerinde hassasiyet görülebileceği için ağız hijyenine her zamankinden daha fazla özen gösterilmesi önemlidir. Ayrıca tedavi planlaması sırasında gereksiz röntgen çekimlerinden kaçınılır ve gerekli tüm işlemler gebelik durumunuz dikkate alınarak planlanır. Hamilelik planlıyorsanız veya tedavi sırasında hamile olduğunuzu öğrenirseniz, hekiminizi bilgilendirmeniz tedavinizin en uygun şekilde devam ettirilmesi açısından önemlidir.

Diş tellerinin takılması sırasında ağrı hissedilmez. Ancak teller takıldıktan sonra veya kontrol randevularından sonraki ilk birkaç gün, dişlerin hareket etmeye başlamasına bağlı olarak hafif bir hassasiyet veya baskı hissi oluşabilir. Bu durum tamamen normaldir ve genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Ortodontik tedavi, sanılanın aksine korkulacak kadar ağrılı bir süreç değildir. Hastaların büyük çoğunluğu oluşan hassasiyete kısa sürede alışır ve günlük yaşamına rahatlıkla devam edebilir.

Diş telleri takıldıktan sonra ilk birkaç gün konuşmada hafif bir farklılık hissedebilir veya dudak ve yanak iç yüzeyinde hassasiyet yaşayabilirsiniz. Ancak ağız içindeki yumuşak dokular oldukça adaptiftir ve kısa sürede diş tellerine uyum sağlar. Hastaların büyük çoğunluğu birkaç gün içinde normal konuşmasına ve günlük yaşamına rahatlıkla devam eder. İşe, okula, sosyal hayatınıza ve spor aktivitelerinize herhangi bir engel oluşturmaz. Tedavinin ilk günlerinde yaşanan bu küçük uyum süreci geçicidir ve diş tellerinin varlığını kısa sürede fark etmemeye başlarsınız.

Diş teli tedavisi sırasında özel bir diyet uygulamanız gerekmez. Ancak braket ve tellerin zarar görmemesi için çok sert, kabuklu ve yapışkan yiyecekleri tüketmemeniz özellikle önerilir. Elma, havuç gibi sert besinleri ısırarak yemek yerine küçük parçalara bölmek; kuruyemiş, sert şeker ve buz gibi yiyecekleri dişlerle kırmamak tedavinizin daha sorunsuz ilerlemesine yardımcı olur. Sakız, karamelli ve çok yapışkan gıdalardan da braketlerin yerinden çıkmasına neden olabileceği için mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Bu basit önlemlere dikkat ettiğiniz sürece günlük beslenmenize rahatlıkla devam edebilirsiniz.

Şeffaf plak tedavisi birçok ortodontik problemde başarılı sonuçlar sağlayabilen, konforlu ve estetik bir yöntemdir. Sizin için en uygun tedavi seçeneği olup olmadığı, yapılacak muayene ve gerekli kayıtların incelenmesiyle netleştirilir. Şeffaf plak tedavisinin başarısı büyük ölçüde hastanın uyumuna bağlıdır. Plakların gün içinde önerilen süre boyunca düzenli kullanılması, tedavinin planlandığı şekilde ilerlemesine yardımcı olur. Bu nedenle tedavi planı oluşturulurken hem ortodontik probleminiz hem de günlük yaşam alışkanlıklarınız birlikte değerlendirilir. Sizin için en doğru tedavi yöntemi; beklentileriniz, klinik ihtiyaçlarınız ve yaşam tarzınız göz önünde bulundurularak belirlenir.

Şeffaf plakların etkili olabilmesi için günde 20–22 saat kullanılması önerilir. Plaklar yalnızca yemek yerken ve dişlerinizi fırçalarken çıkarılmalıdır. Tedavinin başarısı büyük ölçüde plakların düzenli kullanılmasına bağlıdır. Önerilen süreden daha az kullanılması, diş hareketlerinin planlandığı gibi ilerlememesine ve tedavi süresinin uzamasına neden olabilir. Bu nedenle plakları günlük yaşamınızın doğal bir parçası haline getirmeniz, tedavinizin sağlıklı ve öngörülebilir şekilde ilerlemesi açısından büyük önem taşır.

Şeffaf plaklar takılıyken yemek yenmesi önerilmez. Çiğneme sırasında oluşan kuvvetler plaklarda deformasyona neden olabilir ve tedavinin planlandığı şekilde ilerlemesini olumsuz etkileyebilir. Su dışında kalan çay, kahve, meyve suyu ve renkli içecekler ise dişlerde ve plaklarda renklenmeye neden olabilir. Ayrıca şekerli ve asitli içeceklerin plakların içinde kalması, diş çürüğü riskini artırabilir. Bu nedenle şeffaf plakların yalnızca su içerken takılı kalması; yemeklerden ve diğer içeceklerden önce çıkarılması önerilir.

Hem şeffaf plaklar hem de diş telleri, ortodontik tedavide güvenle kullanılan ve doğru endikasyonda başarılı sonuçlar sağlayan tedavi yöntemleridir. Hangisinin daha uygun olduğu, diş ve çene yapınıza, ortodontik probleminizin türüne ve yaşam tarzınıza göre belirlenir. Diş telleri dişlerin üzerine sabitlendiği için hastanın kullanımına bağlı değildir. Şeffaf plak tedavisinde ise başarının önemli bir kısmı plakların önerilen süre boyunca düzenli kullanılmasına bağlıdır. Muayene sonrasında sizin için en doğru tedavi yöntemi belirlenerek, hem fonksiyonel hem de estetik açıdan en iyi sonuca ulaşmanız hedeflenir.

Şeffaf plak tedavisinin süresi, planlanan plak sayısına ve dişlerin tedaviye verdiği yanıta göre değişiklik gösterir. Bu nedenle şeffaf plak tedavisinin her zaman diş teli tedavisinden daha kısa sürdüğünü söylemek doğru değildir. Bazı vakalarda tedavi daha kısa sürede tamamlanabilirken, revizyon gerektiren veya daha komplike ortodontik problemlerde tedavi süresi diş teli tedavisiyle benzer olabilir. Tedavinizin tahmini süresi, muayene ve tedavi planlaması sonrasında size özel olarak değerlendirilecektir.

Ortodontik tedavi tamamlandıktan sonra dişlerin yeni konumlarını koruyabilmesi için pekiştirme tedavisi uygulanır. Bu amaçla hastanın ihtiyacına göre sabit retainer (dişlerin arkasına takılan ince bir tel), hareketli şeffaf plak (retainer) veya her ikisi birlikte kullanılabilir. Tedavi sonucunun uzun yıllar korunabilmesi için sabit retainerların zarar görmemesi, hareketli plakların ise hekimin önerdiği şekilde düzenli kullanılması büyük önem taşır. Plakların kaybedilmesi, kırılması veya uzun süre kullanılmaması dişlerde istenmeyen hareketlere neden olabilir. Retainerınızın yerinden çıkması, kırılması veya plağınızın kaybolması gibi durumlarda vakit kaybetmeden hekiminize başvurmanız, tedavi sonucunun korunmasına yardımcı olacaktır.

Pekiştirme plağının kullanım süresi her hastada farklılık gösterebilir. Tedavinin tamamlanmasının ardından ilk dönemde (6-12 ay) sadece yemek yerken ve diş fırçalarken çıkarılması önerilir. Daha sonraki süreçte ise genellikle yalnızca gece kullanımı yeterli olur. Tedaviyle elde edilen sonucun korunabilmesi için retainerların uzun dönem, düzenli olarak gece kullanılması önerilir. Size en uygun kullanım süresi ve şekli hekiminiz tarafından belirlenecektir.

Ortodontik tedavinin planlandığı şekilde ilerleyebilmesi için kontrol randevularına düzenli olarak gelmeniz önemlidir. Kontroller sırasında diş hareketleri değerlendirilir ve tedavinin bir sonraki aşamasına geçilir. Randevuların sık sık ertelenmesi veya kaçırılması, tedavinin planlanan süreden daha uzun sürmesine neden olabilir. Beklenmedik bir nedenle randevunuza gelemeyecekseniz, en kısa sürede kliniğimizle iletişime geçerek yeni bir randevu oluşturmanızı öneririz.

Diş Tedavileri

Her ikisi de indirek (dışarıda hazırlanıp ağıza uygulanan) tedavilerdir. Temel fark, onleylerin daha geniş madde kaybı durumunda yapılmasıdır. İnley ve onleylerin üretiminde geçmişte altın kullanılırdı; günümüzde lityum disilikatlar tercih ediliyor.

Çok sayıda dolgu yapılacaksa, çürüklerin temizlenip ölçülerinin alınması ve laboratuvarda hazırlanan seramik dolguların ağızda uygulanması zaman kazandırır. Ağız içi işlemlerin kısalması hastalarımıza konfor da sağlar. Ayrıca seramikler doku dostu malzemeler olduğu için diş hekimleri olarak kullanmayı tercih ediyoruz.

Tek seferde tamamlanabilmeleri bazı durumlarda avantaj olabiliyor. Yine bazı durumlarda, dişin açılarının inley için uygun hale getirilmesi madde kaybına neden olacaksa, o zaman kompozit dolgu avantajlı olabiliyor.

Kanal tedavisi yapılan diş, diğer dişleriniz gibi hissettirir ve aynı şekilde işlev görür. Çiğnemede hissiyatı da aynı olur; yalnızca sıcak-soğuk hissiyatı vermez.

Kanal tedavisi yapılan dişin içindeki sinirler temizlenir ve boşaltılan bölgeye kanal dolgusu yapılır; fakat kök etrafındaki kemikle ilişkisi canlı kalır. Dişinize dokunan en küçük bir şeyi canlı dişlerinizdeki gibi hissetmeye devam edersiniz, sadece sıcak-soğuk hassasiyeti olmaz. Kanal tedavili diş çürürse ağrı vermez; kırılana ya da enfekte olana kadar belirti vermez. Bu nedenle düzenli diş hekimi kontrolleri önemlidir.

Her zaman kendi dokularımız daha kıymetli ve hissiyatı daha rahattır. Eğer kanal tedavisi yapılacak diş çok zayıfsa ve kırılma olasılığı yüksekse, ya da enfeksiyonluysa ve iyi bir kanal tedavisine engel olacak bir anatomisi varsa, o zaman risk almamak adına dişin çekilmesi bir alternatif olabilir. İmplant tedavisini dişe bir alternatif olarak değil, dişsizliğin tedavisinde bir alternatif olarak düşünmek daha doğrudur.